Notre Dame’da ne yandı?

Torunlarınızın kendi torunlarına gezdireceğinden dahi emin olduğunuz bir tarihi anıt gözlerinizin önünde yıkılsa ne hissedersiniz? Sanki ezelden beri orada duran ve insanoğlu yeryüzünde olduğu sürece orada kalacağından o güne kadar şüphe duymadığınız bir bina geri döndürülemeyecek şekilde tahrip olsa ne düşünürsünüz? Şüphesiz, 15 Nisan akşamı Parisliler uzun yıllar unutmayacakları bir felaket yaşadı.

Notre Dame Katedrali Eyfel Kulesi’yle birlikte Paris’in en çok ziyaret edilen anıtı. Ancak, her ne kadar Eyfel Kulesi dünyada daha fazla tanınan bir yapı olsa da Notre Dame Katedrali’nin Fransızların kollektif hafızasındaki yeri çok daha büyük. Notre Dame Katedralinin Paris için anlamı açısından İstanbul’un Ayasofya’sına muadil olduğu söylenebilir. Paris’in kalbi olarak tabir edilen Cité isimli küçük adacıkta yer alır. Bu küçük ada Paris’in kurulduğu yerdir. Eyfel Kulesi’nden farklı olarak bugün dahi günlük hayatın aktığı, şehrin ana buluşma noktalarından birisidir. Cep telefonları icat olmadan önce Parislilerin randevulaştığı bir buluşma noktası olduğu söylenir. Eyfel Kulesi gibi pek çok turistik nokta ise Fransızların artık yaşamadığı veya uğramadığı turistlere terk edilmiş bölgeler olduğu söylenebilir.

Paris’teki en eski kilise değildir. Fransa’daki en büyük katedral de değildir. Ancak, Fransa tarihinin bütün dönüm noktalarına ev sahipliği yapmış bir yapı olması nedeniyle eşsiz bir öneme sahiptir. 12. yüzyılda başlayan inşasından 17. yüzyıla kadar devam eden parça parça inşaatlar ve restorasyonlar her yüzyılın farklı Gotik mimari ekollerini tek bir binada toplamıştır. Ayrıca, Notre Dame Kilisesi’nin 850 yıllık tarihi tüm tarihi hadiselere ev sahipliği yapmıştır. Notre Dame Katedrali Fransa’nın son 250 yılına damgasını vuran laikler ve kilise arasındaki savaşın, cumhuriyetçiler ve monarşi arasındaki mücadelenin de sembol anıtı olmuştur. Fransız İhtilali’nin ardından önce Hristiyanların elinden alınmış ve o dönem kurulan akıl kilisesinin mabedine çevrilmiştir. İhtilalin ardından yağmalanmış, pek çok tarihi eser ve dini heykel ihtilalciler tarafından imha edilmiştir. Daha sonra uzun bir süre erzak deposu olarak kullanılmıştır. Victor Hugo Türkçeye “Notre Dame’ın Kamburu” olarak çevirilen ölümsüz eserini yazdığında bu anıt bakımsızlıktan yıkılmaya yüz tutmuş metruk bir bina halindedir. Hugo, devlet yetkililerinin tadilatının çok maliyetli olacağı gerekçesiyle Notre Dame’ı yıkmayı tartıştığı bir dönemde Quasimodo ve Esmeralda’nın hikayesiyle bu anıtı yıkımdan kurtarmıştır. Victor Hugo, kambur ve çirkin Quasimodo ile Notre Dame Katedrali’nin o günkü metruk halini, Esmeralda ile güzel geleceğini sembolize etmek istemiştir. Bu romanın büyük ilgi görmesiyle Fransızlar Fransız İhtilali öncesindeki Notre Dame Katedrali’ni tekrar hatırlar ve 20 yıl sonra büyük bir tadilat çalışmasıyla ile anıt kurtarılır. Napoleon evlilik törenini bu katedralda gerçekleştirerek bir ilke imza atar. İkinci Dünya Savaşı’nın ve Alman işgalinin sona ermesinin ardından Ta Deum ayini bu katedralde gerçekleşir.

Fransa’nın son yıllarda toplumsal dokusunun zedelendiği, ağır bir siyasal kriz geçirdiği sır değil. Paris önce Charlie Hebdo, sonra Bataclan saldırıları olmak üzere iki büyük terör saldırısı geçirdi. Son aylarda Sarı yelekliler Paris’in caddelerinde milyonlarca euroluk tahribata yol açtı. Bu hadiselerin hepsi Paris’te büyük zararlara ve toplumsal travmalara yol açtı. Ancak, 15 Nisan akşamı Notre Dame’ın kulesi düşerken tüm şehri tarifi zor farklı bir hüzün kapladı. Aynı zamanda, terör saldırılarından farklı olarak güçlü bir birlik duygusu uyandırdı.

Ortaçağ tarihçisi Michel Zink’in dediği gibi “Notre Dame’ın yok oluşu, bize aynı zamanda ona bağlayan şeyi tekrar hatırlamamıza yol açıyor. Notre Dame yanarken aslında bize kim olduğumuzu tekrar hatırlatıyor.” Nedir bir ülkenin sınırlarını oluşturan? Bir grup insanı tek bir toplumsal sözleşme ve kurallar manzumesi altında yaşamaya ikna eden? Hep kağıt üstünde kalan milli sloganlar mı? Savaşlar ve kahramanlık hikayeleri mi? Ten rengi veya etnik köken mi? Belki de k milletlere ‘biz’ dedirten kollektif hafızanın taşıyıcıları bu tarihi anıtlardır.