Geçtiğimiz günlerde Rus petrol şirketi Rosneft, petrol ihracatında Euro’ya geçeceğini açıkladı. Her ne kadar Rosneft “dolar tekelini kırmak için yaptık” dese de adımın daha ziyade ekonomik gerekçelerinin olduğu düşünülebilir!

Euro dolaşıma girdiği 1 Ocak 2002 tarihinden beri hep dolardan daha değerli oldu. Hatta euro/dolar paritesi bir ara 1,60’lara kadar çıktı. Türkiye’de bile doların yatırım cazibesinin kaybolduğu 2007’li yıllarda futbol transfer paraları bile euro üzerinden açıklanmaya başlanmıştı. Rus şirketinin dolara karşı gösterdiği direncin politik değil de ekonomik olduğunu düşünmemizi gerektirecek pek çok sebep sayılabilir.

ABD Başkanı Trump iktidara geldiği günlerde doların diğer para birimleri karşısında çok değerli olduğunu doların değerini düşürerek ABD’nin ithalattan ziyade ihracat gücünü artırması gerektiğini söylüyordu. Ancak dolar Trump iktidarında azda olsa değer kazandı. 25.10.2019 itibarı ile euro/dolar paritesi 1,1080.

Bundan sonra ne olur? Tahmin etmek çok zor. Ancak elinde euro-dolar tutan büyük şirketlerin hamlelerine bakarak birşeyler söylenebilir. Bilançolarında yüksek kar görmek isteyen CEO’ların burunlarının iyi koku alması gerekir. Tabiki büyük şirkette olsa bir şirketin tavrı ile doların düşüşe geçeceğini söylemek mümkün değil. Ancak şimdiye kadar iç tüketimle büyüyen ABD’nin Çin’e koyduğu kotalarla bunu durdurmak istediği ve ülkesine yapılan ihracatı azaltmaya çalıştığı aşikar. IMF’nin son raporuna yansıdığı gibi dünya ekonomisinde resesyon beklentisi de artıyor. ABD büyümenin motoru konumunda. ABD’de yaşanacak bir duraklama zincirleme Avrupa ve Uzakdoğu’yu etkileyecektir. Bu konjonktürde doların serbest düşüşe geçmesi beklenebilir.

İhtacatçı bir ülkeyseniz paranızın değerli olması dezavantajdır. Çin ekonomik mucizesini bir açıdan ısrarla diğer para birimlerinde düşük tuttuğu yene borçlu. Ülkesini hem yatırım için cazibep tuttu hemde hiçbir ülke Çin ürünleri ile doğru dürüst fiyat rekabeti yapamadı.
Dünyada doların rezerv para açısından büyük itibarı var. Euro ikinci sırada. Şimdiye kadar itibarlı bu iki para birimi arasında rekabet vardı ama bu rekabetin acımasız olduğunu kimse söyleyemez. Ancak euro tabiki kullanım alanını genişletmek ister. Fakat Almanya’dan da resesyon tahminleri gelirken herhalde isteyecekleri en son şey değerli euro olacaktır.
Türkiye’ye gelirsek; 2018 yılında yaşanan kur şoku Türkiye’nin ihracat gücünü artırdı. Buna rağmen ihracat rakamları istenen seviyede yükselmedi. Bunun en önemli sebebi ise ihracat ürünlerinin hammaddesinin yaklaşık yüzde 65(bazı ürünlerde daha yüksek, sadece montaj) oranında ithalata bağımlı olması. Bu dengesizlik devam ettiği müddetçe ihracatın ekonomiye katkısını artırmak çok zor. Dolardaki değer kaybı belki döviz bozdurmaları artıracağı için dengeleyici olacaktır ancak ihracat olumsuz etkilenir.